
Posted by *Feyzullah EZER-akr on 8/11/2009, 16:14:06
YAKIN TARİHİMİZDE DERSİM İSYANLARI
*Feyzullah EZER
*Öğretim Görevlisi, Fırat Üniversitesi Tarih Bölümü
Kaynak:
http://www.forum-prinz.com/
Dersim-Zaza Platformu
ÖZET
Bu çalışmada 1937-1938 Dersim isyanının çıkış sebepleri ele alınmıştır. Tarihî gelişimi içerisinde Selçuklu döneminden itibaren Dersim isyanları arasında büyük benzerlikler göze çarpmaktadır. Öyle ki Merkezî otoritenin tesis edilmek istendiği zamanlarda, menfaatleri zedelenen aşiret ağaları ile devlet otoritesi sürekli olarak karşı karşıya gelmiştir.
ABSTRACT
DERSİM REBELLIONS IN OUR RECENT HISTORY
In this study it was searched the reasons why Tunceli / Dersim rebellion broke out in 1937-1938. There are great similarities between Dersim rebellions in historical period since the Seljukian time. Tribe leaders and state authorities have always fought when central authority was wanted to be found.
Key words : Republic of Turkey, Rebel, Dersim Rebellion.
GİRİŞ
Doğu Anadolu Bölgesi, Yukarı Fırat bölümünde yer alan Tunceli, doğusunda Bingöl, batısında Malatya, kuzeyinde Erzincan ve güneyinde Elazığ illeri ile çepeçevre kuşatılmış olup 7774 kilometre karelik bir alana sahiptir (Tunceli İl Yıllığı, 1973:27). Bölgenin en eski yerleşim merkezleri, Çemişgezek, Mazgirt, Pertek ve Hozat olup tarihte bu bölge Dersim adıyla anılmaktadır (Çay, 1985:154).
Dersim bölgesi, coğrafî şartların elverişsizliği sebebiyle çevresinden daha geç dönemde iskana açılmıştı (Yılmazçelik, 1998:14). Tarihî seyir içerisinde, Hitit, Med, Pers ve Makedonyalıların eline geçen bölge Türklerden önce, Roma hakimiyetinde idi. Selçukluların batıya yönelmesi ile birlikte Anadolu’nun her tarafında olduğu gibi Dersim’in de siyasi yapısı değişmiştir. Zira Tuğrul Bey dönemindeki fetihlerle Doğu Anadolu bir Türk yurdu haline gelmeye başlamıştı (Turan, 1980:119; Akgül, 1992:11). Malazgirt Savaşı’ndan sonra Türk iskanı yoğunluğunu artırmış ve Doğu Anadolu’da Saltuklu, Mengücekli, Danişmentli ve Artuklu Beylikleri kurulmuştur (Turan, 1980:122). Bölgenin Türkleşmesi Osmanlı hakimiyeti döneminde de devam etmiş, ancak devlet otoritesine karşı gelen bazı unsurlar Dersim ve çevresini kendilerine sığınak olarak kullanmaya başlamışlardır (Akgül, 1992:16).
1. OSMANLI DÖNEMİNDE DERSİM
Osmanlı devleti özellikle aşiretlerin iskânında,
siyasî, iktisadî ve içtimaî durumun değişmesine paralel olarak farklı politikalar takip etmiştir (Halaçoğlu, 1988:58-59). 1788-1789 tarihlerinden sonra yapılan idarî düzenlemeler içerisinde kaymakamlıkların, mahallî beylere tevcih edilmesi, ağa ve seyyidlerin büyük bir nüfuz kazanması, bölgedeki asayişsizliği daha da arttırmıştır (Yılmazçelik, 1998:14). 1860-1877 yılları arasında Osmanlı yönetimi Hozat ve Mazgirt’te birer kışla yaptırmış, bu kışlalarla Dersim'e nüfuz etmeğe çalışmıştır. Dersim ağaları, nüfuz ve güçlerinin zayıflayacağı endişesiyle sadece Osmanlı’nın girişimlerini engellemekle kalmayarak, 1877-1878 Osmanlı-Rus harbi sırasında Ruslara yardım vaadinde de bulunmuşlardır. Hozat ve Mazgirt kışlalarındaki asker cepheye alınınca aşiret ağaları bu merkezlere hücum ederek kışlaları yakmışlardır
(Uluğ, 1939:121). Ancak bu devlet karşıtı tutum Rus harbi ile sınırlı kalmamış, 1893-1905 yılları arasında, Dersim’de zaman zaman karışıklıklar olmuş ve hükümeti müşkül vaziyete düşürmüştür. Öyle ki 1896’da Arapkir ve Kemah halkı can ve mal güvenliklerini tehlikede görerek Saray ve Babıâli’ye şikayette bulunmuşlardır. Bu şikayet üzerine 1897 yılında Şakir Paşa tarafından inceleme yapılarak bir rapor hazırlanmıştır. Hazırlanan raporda, olayın sebebi, ihtiyaçların giderilmesi, cehaletin önlenmesi, yollar, köprüler yapılması ve şakavet olaylarına mahal bırakılmaması için cephaneleri ikmâl olunmak şartıyla 20 tabura ihtiyaç olduğu belirtilmiştir (Jandarma Genel Komutanlığı Raporu, 1998:111-115). Mayıs 1907’de ise Nazimiye’nin Kureyşanlı aşiretinden Ali Çavuş 2000 kişi ile Kiğı köylerine, Hozat’ın Koç, Şam ve Resik Uşakları da Kemah, Çemişgezek köylerine baskınlar yaparak bir çok eşya ve hayvan gasp ederek insanları katletmişlerdir. Köylüler köylerini boşaltarak kasabalara sığınmak zorunda kalmışlardır. Bunun üzerine hareket başlatılarak olayların büyümesi önlenmiştir (Jandarma Genel Komutanlığı Raporu, 1998:118).
XX. Yüzyılın başlarında çıkan karışıklıkların uzantısı olarak, 1910-1914 yılları arasında Dersim'de bir takım kıpırdanmalar görülmüş ise de devlet olaylar büyümeden gerekli önlemleri almıştı. Ancak I. Dünya Savaşı’nın çıkması üzerine bölgede büyük bir gerginlik yaşanmıştır. Bu durumu değerlendirmek isteyen Ruslar, yöredeki isyanları desteklemişlerdir. Diğer taraftan Dersim aşiretlerinin bu isyanına Ermeniler de destek vermişlerdir (Özkök, 1937:7). Özellikle Ermenilerin Osmanlı Devleti tarafından toplu olarak tehcir edilmeleri sırasında, bir kısmının Dersim ve civarına sığınarak aşiretler tarafından yardım görmeleri ve saklanmaları, Dersim aşiretlerine Ermeni yardım ve desteğinin kapılarını açmıştır.
Osmanlı Devleti I.Dünya Savaşı sonunda Mondros Mütarekesi’ni imzalamak zorunda kalmıştır. Özellikle Mondros Mütarekesi’nin 7.maddesi Osmanlı topraklarını İtilaf Devletleri’nin paylaşımına açık bir hale getirmiştir (Sonyel, 1973:7). Böylece galip devletler statüsündeki emperyalist güçler, yayılmacı bir politika izleyerek, aynı zamanda rahat hareket etme imkanı da bulmuşlardır. Osmanlı Devleti’nin dağılmasıyla birlikte Kürt bağımsızlık faaliyetleri ortaya çıkmıştır (Cemal, 1955:13). Wilson Prensiplerinden yararlanan ve İngiliz entrikalarıyla da kışkırtılan bölge ileri gelenleri, özerk veya bağımsız bir Kürdistan kurmaya çalışmışlardır. İngiltere Kürtler’in mandaterliğini üzerine almak ve böylece İngiliz nüfuz alanı olan İran ve Mezopotamya’da yeni bir koz elde etmek istemiştir (Çay-Yıldırım, 1986:81). Bu sıralarda İngilizler tarafından görevlendirilen Binbaşı E.W.C. Noel bölgedeki genel manzarayı tespit etmek ve Kürtler’in bağımsızlığını sağlamak için bölgeye giderek aşiret liderleri ile çeşitli görüşmeler yapmıştır (Martin, 1995:144;Yavi, 2001:297). Binbaşı Noel, 1919 yılı sonlarında Ermeni ve Kürt liderleri arasında bir uzlaşma sağlamıştır. Bu uzlaşmaya göre, Paris Barış Konferansı’na ortak bir bildiri sunarak, birleşik bağımsız Ermenistan ve bağımsız bir Kürdistan teklif edilmiştir. Noel bununla da kalmayıp Türk Milli Mücadelesi’ni engelleyici entrikalar içine de girmiştir (Öke, 1988:92). Milli Mücadele yılları boyunca Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde gerek iç, gerekse dış tahrikler sonucunda birçok isyan çıkartılmıştır. Şüphesiz bunların en mühimi Alişan ve Haydar isminde iki kardeşin liderliğindeki Koçgiri aşireti isyanı olmuştur. İmranlı (Ümraniye) Bucağı Müdürlüğü görevinde bulunan Haydar Bey, aynı zamanda Mondros Mütarekesi sırasında Kürt Teali Cemiyeti’ne üye olmuş ve İmranlı'da bu cemiyetin teşkilatını kurmuş-tur. Kürt bağımsızlığı hakkında yazılar yayınlayan Jepin adlı bir de gazete çıkartılmıştır. Buna ilaveten Kürt Teali Cemiyeti Reisi Seyit Abdulkadir'den gizli talimatlar almışlardır. Bu çalışmalar sonunda bölge aşiretlerinin ilk isyanı Zara'da Çulfa Ali Karakolu’nun basılması ile başlamıştır. Durumun çok ciddi ve tehlikeli boyutlara ulaşması üzerine Sivas Vilayeti, Ankara'dan aldığı emirle Koçgiri aşireti reisi Alişan'ın Refahiye Kaymakamlık Vekaletine, kardeşi Haydar'ın da İmranlı Müdürlüğüne tayin edildiğini bildirmiştir (Akgül, 1992: 30-32). Daha önce de Osmanlı Devleti döneminde alınan tedbirlerden farklı olmayan, bölge ileri gelenlerinin isyan ettikleri yerlerde memur olarak atanmaları olumsuz sonuçlar doğurmuştur. İşte son alınan tedbirler de aşiret reislerinin etkinliğini ve nüfuzunu daha da artırmaktan başka bir işe yaramamıştır. Hatta Alişan Bey, Hozat'ta Kürdistan'ın bağımsızlığı için bir toplantı düzenleyerek mücadele kararı alınmasını sağlamıştır. Hozat'ta yapılan toplantıda Ankara Hükümeti'ne şu muhtıra verilmiştir:
1. Kürdistan muhtariyet idaresine muvafakat eden İstanbul Saltanat Hükümeti'nin bu kararını Mustafa Kemal Hükümeti’nin de resmen kabul edip etmeyeceğinin açıklanması.
2. Kürdistan muhtariyet idaresi hakkında Mustafa Kemal Hükümeti’nin görüş noktasının ne olduğu hususunda, Dersimlilere acele cevap verilmesi.
3. Elazığ, Malatya, Sivas ve Erzincan mıntıkaları hapishanelerinde mevcut bütün Kürt mevkuflarının hemen serbest bırakılması.
4. Kürt çoğunluğu bulunan mıntıkalardan Türk memurlarının çekilmesi.
5. Koçgiri mıntıkasına gönderildiği haber alınan askeri müfrezelerin derhal geri alınması (Akgül, 2001:22-23).
Bu muhtırayı alan Ankara Hükümeti, Elazığ'dan Dersim'e bir nasihat heyeti göndermiştir. Bunun üzerine Elazığ'dan Ankara Hükümeti'ne sert bir telgraf daha çekilerek, Sevr'in uygulanması, aksi takdirde silahlı mücadele yapılacağı bildirilmiş ancak Ankara Hükümeti Mayıs 1921’de yeni tedbirler alarak, isyanın büyük boyutlara ulaşmasını önlemiştir.
97
Responses: