
Posted by IDO on 7/11/2009, 22:59:37
Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün Dersime gitmesi ve bir cemevini ziyaret
etmesi, Türk devlet kültürü için yenilikçi bir adım. Gülün mensubu olduğu siyasi geleneği göz önünde bulundurduğumuzda, bu yenilikçiliğin boyutu daha da belirginleşiyor. Devlet Dersimi gördü diyebiliriz. Devlet Dersime değdi de diyebiliriz...
Dersim merkezi devlet otoritesi tarafından her zaman için bir isyan merkezi, hatta sürekli bastırılması gereken bir fesat yuvası olarak algılanmıştır. Merkezi devlet otoritesinin bir anlamda karşıt kutbunu oluşturmuştur.
Bu noktada şu soru gelebilir: Neden Dersim diyorsunuz, aslı Tunceli değil mi?Oranın asıl
ismi gerçekten de Tunceli değil. O yörenin
insanları o bölgeye Dersim diyorlar ve kendilerini Dersimli olarak algılıyorlar. Bu ülkeyi tek
milletin yaşadığı bir yer haline getirebileceklerini sananlar, bu amaçla yer isimlerini değiştirdiler,
tenkil raporları yazıp askeri harekâtlar düzenlediler ve her tür farklılığı yok edebilmek amacıyla akıllarına gelen bütün yolları kullandılar.
Dersim yöresi, Cumhuriyet döneminin ağır baskılarını yaşamış bölgelerin başında geliyor.
O yörenin insanlarının çoğunluğunun Kürt ve Alevi olması, bu olgunun temel nedeni.
Dersim bir katliamlar diyarı. Yakın tarihi akla hayale sığmayan acılar ve eziyetlerle dolu. 1938 Dersim katliamı tam anlamıyla bir toplumsal yok etme girişimi ve bir zoraki asimilasyon örneğiydi. Katliamdan geriye kalan Dersimlilerin kendi köklerini bir daha anımsamasınlar, seslerini bir daha çıkarmasınlar diye ülkenin dört bir yanına dağıtılmış olmaları da, trajedinin ayrı bir boyutuydu.
Dersim katliamının artıklarından birisi şair Cemal Süreyadır. Bilecike nasıl sürgün edildiklerini anlattığı yaşam öyküsü, yaşanmış olan acı gerçeğin en sarsıcı özetlerinden birini oluşturur.
Dersim katliamının ardından, küçük çocuklar, değişik yörelerde kimisi asker ailelerine hizmet etmeleri için, kimisi Batıdaki çiftliklerinde marabalık yapmaları için teker teker dağıtılmışlardı. Birbirlerini kaybeden birçok yetim ve öksüz kardeşin yıllar sonra birbirleriyle karşılaşmalarının acıklı öyküleri, yeni yeni gün ışığa çıkıyor. Karanlık bir tarihle yeni yeni gerçek anlamda yüzleşmeye başlıyoruz.
Mahir Çayanla birlikte 12 Mart 1971 askeri darbesinin ardından kıstırıldıkları evde öldürülen Hüseyin Cevahir, Siyasal Bilgiler Fakültesinden okul arkadaşımdı. Hüseyin, Dersimin Mazgirt ilçesindendi. Dersim tarihine ilişkin ilk gerçekleri ondan dinlemiş ve Ben bunları bugüne kadar nasıl duymamışım diyerek hayrete kapılmıştım.
***
1960lı yıllar bizim kuşağın gerçek tarihle, resmi olmayan sivil tarihle ilk karşılaşmasıydı. Eksik ve yetersiz bir karşılaşmaydı tabii bu. O dönemin sol literatürü, farklılıklar konusunda yeterince duyarlı değildi. Kürt sorunuyla Doğu mitingleri sayesinde yüz yüze gelmeye başlamıştık. Ancak bu karşılaşma da derinlemesine bir karşılaşma olmamıştı.
Çünkü, o güne kadar Kürt meselesi bir tabuydu ve daha derinlerine gitmek tehlikeli görülüyordu. Daha rahat ortak olabileceğimiz konular öne çıkıyordu. Dersimlilerin hem Kürt hem Alevi olması, çekingenliği daha da artırıyordu...
Ne olursa olsun, artık gerçeklerle ucundan kenarından yüz yüze geliyoruz. Yeni bir tarihsel anlayışa yönelik ilk adımlar atılıyor.
***
Cumhurbaşkanının Dersim gezisi önemli. Bu tür göstergesel adımların geçmişle yüzleşmek ve yeni bir yurttaşlık anlayışı geliştirmek bağlamında oynadığı rol asla küçümsenemez.
Tabii burada durmamak gerekiyor. Yöre insanının kimlik talepleri konusunda vakit kaybedilmeden hızlı ve inandırıcı adımların atılması şart.
Dersimlilerin taleplerinin ilk sırasında Alevi inançlarına ilişkin kısıtlama ve yasakların kaldırılması yer alıyor. Çoğunluğun anadili olan Zazacanın devlet tarafından desteklenerek koruma altına alınması ise, ikinci önemli talebi oluşturuyor.
Devletin bu yörenin insanından yakın tarihte yapılanlar için özür dilemesi, bütün süreci
(özellikle psikolojik açıdan) kolaylaştıracak ve hızlandıracaktır. Devlet-toplum ilişkisi açısından böylesine köklü bir paradigma değişimini içinde barındıran bir adımın beraberinde getireceği zorlukları küçümsemek de doğru olmaz.
Süreç elbette ki kolay olmayacak.
Radikal Gazetesi - Oral Çalışlar
75
Responses: