
Posted by Aktari on 4/11/2009, 15:35:28, in reply to "Munzur Vadisi'nde barajlar için doğa ve ağaç katliamı"
Bir Kentin Kayboluşunu Seyretmek
04.11.2009
Tunceli EMEK Gazetesi
Uzunçayır Barajında su 14 Ağustos da tutulmaya başlandı. Munzur Nehri kendisine vurulan kelepçeye isyan edercesine hırçın ve asi beklenenden de hızlı su biriktiriyor. Bentlerini aşmak istiyor adeta ama nafile. Kabardıkça ve öfkelendikçe Tunceli topraklarını altına alıyor.
Yerleşim yerleri, kavaklıklar, çay bahçeleri bir bir sulara gömülüyor. Bu kentin yazın vazgeçilmezleri olan, gelen konukların ve Tunceli’de yaşayanların kenarında bir şeyler yemek içmek ve dinlencelerine Zazaca şarkıları katarak oturdukları kıyılarındaki çay bahçeleri kimileri için de ekmek kapısıydı. Bir bir sular altında kalıyorlar şimdilerde. İşte bu hazin tabloyu son günlerde nehre nazır Tepebaşından seyredenler var. Birkaç gündür her gün onlarca insan Kültür Merkezinin olduğu tepeden gelip Munzur’un bu haline bakıyor.
Özellikle yaşlılardan kimilerinin ağladığının görüldüğü bu tepeye gittik bu gün ve neden gelip buradan baktıklarını, neler hissettiklerini sorduk, Munzur’un delişmenliğine iç geçirenlere.
Gittiğimizde orda bulduklarımızda var, biz oradayken gelenlerde…soruyoruz neden buradasınız ve neler hissediyorsunuz diye…?
Hüseyin Yıldırım, Kemal Karkız, İsmail Karabulut, Cemal Çamdeviren, Hıdır Kazan, Hasan Metin, Taylan Ökdemir ile konuştuk.
Sitemde var, üzüntü ve çaresizlikte…hüzün cümlelere yansıyor. Ama yapacak bir şey olmadığının artık herkes farkında.
İşte Tepebaşından Munzur’a acıyla bakanların ağzından dökülenler…
Kemal KARKIZ; “ Dünyanın hiçbir yerinde üç tarafı sularla çevrili yerleşim yeri yoktur. Munzur’un içindeki ağaçlardan adeta imdat çağrıları yükseliyor. Vatandaşlarımız artık bunu hikayeleştirmiş adeta, geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımız bakın ağaç suyun içinden beni kurtarın diye yardım istiyor, dedi. Bu bir insansızlaştırma politikasıdır. Ziyaretlerimiz, kültürümüz bir bir sular altında kalıyor. Diğer barajlar yapılmasın. Buna şiddetle karşıyız.”
Hüseyin YILDIRIM (Yurt Dışından Emekli); “Bu bir doğa katliamıdır. Dersim’in güzelliği yok ediliyor. Sular altında bırakılıyor. İlişkilerimiz bitiriliyor. Munzur’un akışını durdurdular. Yollarımız kesildi. Biz bu nehrin kıyısında oturup serinliyorduk. Bu vadilerin tahrip edilmesini istemiyoruz.”
İsmail KARABULUT (Yaş 71); “Baraj istemiyorduk. Para yemek için doğamızı katlettiler. Ne söyleyebilirim ki…? Bakın şu Munzur’un haline.”
Cemal ÇAMDEVİREN; “Kaynaklarımız yok oldu. Kimse kitlesel tepki vermedi ve barajlar yapıldı. İçimiz acıyor. Bakın her şey bir bir sular altında kalıyor. Buralarda insanlar yaşıyordu. Evlerinden oldular.”
Hıdır KAZAN (Köy Hizmetlerinden Emekli- Yaş 71); “ Bu su aktıkça güzeldi. Durdurdular. Doğamız, yeşilimiz kayboldu. Gençlerimiz işsiz. 5 çocuğum var, hepside işsiz.”
Hasan METİN ( Emekli Memur-Yaş 65); “ Eskiden bir köprü vardı burada. Oradan geçip karşı mahallelere giderdik. İnsanların yaşamları bile sular altında kaldı."
Taylan ÖKDEMİR; “Doğamız gitti. İnsanların yaşamları sular altında kaldı. Günlerdir yağmur yağıyor. İklim değişti adeta. Barajın altında kalan pislikler hastalığa davetiye çıkarıyor. Madem baraj suları tutulacaktı o halde önce arıtma tesisi yapılsaydı bari.”
***
Konuşanlardan Taylan Ökdemir dışındakilerin hepsi orta yaşın üzerinde. 60- 80 yaş arasındaki bu vatandaşların hepsinin de sözcüklerine sitem yansıyor. Konuşacak ne kaldı, der gibiler. Gerçekten de sözcükler kifayetsiz artık. Geride kalansa, dayatılan diğer barajların yapımını durdurmak. Aksi halde Kürt Açılımı, Alevi Açılımı söylemleri havada kalır. Zira, Tunceli bu her iki unsurun barındığı bir yerleşim birimi olarak görüldü hep…
Hükümet madem açılacak, önce bizim değerlerimize saldırmaktan, kültürümüzden, doğamızdan el çekerek başlasın. Aksi halde açılmasalarda olur.
Hikaye dinlemekten yorulduk çünkü.
49
Responses: