
Posted by aktaran
![]()
on 1/11/2009, 1:41:01
PKK'de MUHALİF OLMAK..
altElif ORHAN/ Salih ARAS
PKK'de MUHALİF OLMAK..
Saime Askin, Çetin Güngör, Mehmet Şener
Üç güzel devrimci var..
Üç masal kahramanımız
Onları yarınki kuşaklara anlatmak borç mu, vefa mı ya da yüreğimizdeki hüzüne cevap mı aradık..Belki de de bu bir arayış den ziyade Ogüzel insanlara, ateşten gömlek olan canlara cevap olduk, olmak istedik......
Saime, Semir, Şener
Her biri bir tarih yazdı, direnmelere imzalar attılar, yüreklerde yer aldılar..
Üç pırıl pırıl dünya güzeli yürekli insane yoldaş olduk.
..vefa borcumuz var..!
Onlar istediler ki; bir daha gelecek kuşaklar kalleşlere arkalarını dönmesin
yoldaş olmayan sahte piyonları işaret ettiler, ki tekrar yem olmayalım, bizleri uyardılar da.. !
PKK'de MUHALİF OLMAK... !
Üç masal kahramanız kol kola ateşe doğru yürüyorlar
çember olmuşlar, ihanete karşı savaşıyorlar..!
Onlar Kimler mi??
Saime Aşkın, Çetin Güngör ve Mehmet Cahit Şener..
Üç devrimci ..
Sevgili Saimeyi bilinmiyen ay-günde, Semir, Şener Kasım ayında karınlıklardan gelen yedi..ancak karanlıktan gelen karanlığa battı
Saime, Semir, Şener güneşe doğru yolculuğa çıktılar..
.Onlar yarınları aydınlatan meşaleler oldular
Onlar idealimizdeki devrimci yürekler..
Onlar kendileriyle bir tarih de yazdılar..!
altPKK'de MUHALİF OLMAK...
Kasım ayına giriyoruz, biliriz ki bu ay Devrimcilerin binbir hile hurdayla ortada kaldırılma-taşaltı edilme ayıdır..
İsveç de vurulan Çetin Güngör, Suriyede vurulan Mehmet Şener ve Lolanda taşaltı edilen Sevgili Saime Aşkın için her devrimcinin yüreği hüzünle dolar
Her biri başka yerden geldiler.. Onlar doğru katılım sağlıyan insanlardı..Araştıran, okuyan, analiz eden ve sonunda tek yürek olup devrim için başkoydular...Halbuki her birimiz ya da çoğumuz çeşitli şekillerde katıldık. Kimisi faşist devletin dayatması, yakılan-yıkılan köyünden dolayı, vurulan kardeşi-yakını-arkadaşı, ya da devrimcilere ,halka baskı-terör uyguluyan, yaşama hakkı tanımayan zorbalığa karşı adres aradı
bulduğu- inanc getirdiğı zaman da yer aldı..!
Şimdi bura da başka bir konu, ya da trajedi karşımıza çıkıyor..!
Devlete karşı baş kaldırıldı..
Ancak PKK içine umut için gelenler gördüler ki Apo Sultasının giderek düşmanı aratmayan yanları ortaya çıkıyor
Buna sesiz kalmayan- muhalif olan- önde gidenlerde bir bir ortadan kaldırılıyor....Örnek mi
!
Üç güzel yürek vardı..Saime, Semir, Şener..
Üçüde zorbalığa karşı durdular..Önce faşizan devlete karşı, sonra da içten içe faşizanlığı dayatan ikinci güce karşı muhalif oldular..
PKK'de MUHALİF OLMAK...
Evet ya,ateşten gömlek bu olmalı..!
PKK'de muhalif olmak çok zor bir durumdur. Bir türlü anlaşılmıyor, hep örgüt içi sorun olarak düşünülüyor bir yanıyla böyledir ancak, bu gerçeğin sadece küçük bir yanıdır. Aniden yalnızlaşırsın, ne geçmişin kalır ne geleceğin olur. Yapayalnız ortada kalırsın. Kalacak ve kaçacak yerin olmaz, herşeyini vermişsin, sana hiçbirşey kalmamıış, hak emek iddia etme biryana, borçlu-suçlu çıkarsın. Adeta uzaydan gelmiş gibi olursun dilinden kimse anlamaz. Herkes sana kurbanlık gözüyle bakar. Kendinle çelişirsin, "bu benmiyim" diye çıldırırcasına düşünürsün. Bir-iki anlayanın varsa ne ala, o da herkese nasip olmadı. Ailene aşiretine dönemezsin, çünkü onları red etmiştin, yüzün tutmuyor, gururun kabul etmiyor, üstelik onları çağ dışı gerici bulmuştun, Parti'ne çok güvenmiştin gözün havalardaydı,umudun devrimdi. Bütün insanca haklara sahiptin, aynı zamanda ailenin, aşiretin ve tüm halkın güvencesi olduğunu düşünüyordun. Ya şimdi kendine bile güvence değilsin. Kaçaksın,kimliksizsin, işin yok, evin yok ve kalacak bir yerinde yok. Yollara düştün, yabancı diyarlarda hangi yöne gideceğin bile belli değil, hiç olmazsa 'kutsal Parti' bir yol harçlığı verseydi diyeceyiz, ama kaçacağın yerden nasıl istersin böyle bir hak!!! zaten farklı düşünmekle en büyük 'suç'u işlemişsin.
Birdenbiere annen, baban ve tüm sülalen 'ajan' olur. Tanınma ve etki derecene bağlı olarak, bulunduğun köy, ilçe ve ya il tümden 'ajan-hain' ilanedilir. Ne yaptığını şaşırırsın. Oysa ilkeler vardı, eleştiri hakkı vardı, Öyle düşünmüştün, şimdi ise eleştiri ve görüşlerini unuttun, savunmaya geçtin, ajan olmadığını ısrarla söylüyorsun, ama seni duyan yok. Duyurmak için imkan ve olanaklardan yoksunsun. Olanaklar ve imkanlar Parti'ye sahiplenen ve sahibi olan zat'ın elinde. O seni istediği gibi suçluyor, elinde muazzam olanaklar var her tarafa ulaşıyor, sen ise, afaroz edilmişsin, tesadüfde olsa tanıdık birine rastlarsan, selam verme bir yana anında, zat'ın müritlerine ihbar edilirsin. 1980'li ve 90 yıllarda genelde böyleydi.
İnternet dünyasıyla birlikte, muhalifler çoğaldıysada muvcut durumda farklı bir değişiklik henüz başarılamadı.
Peki neden PKK'de muhalif olmak bu kadar zor? Özellikle 1980 sonrası PKK bir Parti olmaktan ziyade devrim ve karşı-devrimin yoğunlaştığı bir merkez oldu. Karşı-devrim baştan beri örgütlü ve hazırlıklıydı. Tartışma götürmeyecek kadar netleşen, A Öcalan ve ekibi devlet tarafından hazırlandı. Yani devrim gücünün yönetimi devletin kontrolündeydi.
altPKK'de MUHALİF OLMAK...
PKK de muhalif olmak ölümle eş değer, ölümü çağırmak, ölümün sıcak nefesini ensesinde duymak olduğunu biliyoruz..Buna rağmen ihanete karşı her dönemde baş kaldıranlar oldu..Ne yazık, ki bunlar kısa zamanda ortadan kaldırıldılar
Bu başkaldıranlar bir şekilde biribirleriyle ilişki kurup güçlerini birleştiremediler..Hazin olanda önce ayrılanı suçlıyan sonra ihaneti apaçık gören ayrıldı, ancak bir sonra ayrılan onu tutmadı..Apo sultasının devam etmesinin bir nedeni de bu olmalı..
Yine de biz diyoruz k;Her ayrılan tarihi kendisiyle başlattı ..
Eğer ayrılanın trajedik sonunu gören bir sonra ayrılan olmasaydı, ihanet çetesi asla cözülmez ve daha çok yürekli insani-devrimciyi yerdi..
PKK de ayrılmak, muhalif olmak gerçekten çok zor..
Neden mi?
Önce muhalif olmamaları için kişilerin tüm direnme yanları kişilik cözümlemesi adı altında törpülenir. Biraz kendisıni, devrimci yanını koruyanı da bir şekilde, en kısa yoldaajan diyerek mimler, sonra önderlik büyüklügünü gösterdi af etti, kendini kanıtlamali diyerek tüm direnme yanları yok edilir..Direnenlere de hemen ölüm fermani çıkarılır..
Devrimci cephede ajan sözcügü zehir, kurşun gibi etki yaratıyor, Apo bunu iyi bildi ve başlarda demoklesin kılıçı gibi astı..
Evet, açmak gerekirse, somut bir şekilde PKK içi muhalefeti zorlaştıran nedenler, 1980 öncesi oluşturuldu.
En önemlisi PKK, diğer devrimci-demokrat Kürt örgütlerinden uzaklaştırıldı, düşmanlaştırıldı demek daha doğru olur. Bu sıradan bir olay değildi. Oyun ve entrikada kural tanımayan kemalizim bunun nerelere varacağının hesabını çok iyi yaptı. Devlet örgüt ayrımı yapmadan, K. Kürdistan'lı örgütleri bir bütün olarak gördü, bütünü tümden istediği gibi etkisizleştiremezdi. Bunun için PKK yönetiminde etkili olan ekibiyle PKK ve KUK çatışması yarattılar.
İki tarafdan yüzlerce kadro ve sempatizan katledildi. UKM ilk darbesini burda aldı. Oluşması gereken cephe ve orduda engellendi. Kaybeden KUKH oldu. Diğer Kürt örgütlerinede saldırılar oldu; Ağrı'da Mustafa Çamlıbel ve Siverekte Ferit Uzun katledildi. Bu olaylarla birlikte kürt örgütleri arasında uzlaşma olanakları ortadan kaldırıldı. PKK ile diğer örgütler arasında güvesizlik ve şüphecilik egemen oldu.
Bu anlamda PKK içerisindeki muhalifler, doğal olarak diğer Kürt örgütlerine sığınma ve korunma haklarını kullanamadılar.
Kullanamazlardı çünkü muhalif olanların çoğuda geçmiş karşı devrimci faaliyetlerde roller
üstlenmişlerdi. Böyle istekleri olmuş olsaydı dahi kabul göreceği tartışmalıydı. Sonraki
süreçlerde olumlu değişimler oldu, ancak geç kalınmıştı.
devam edecek
105
Responses: