
Posted by Totne Memis on 19/10/2009, 21:44:39
Dersim’in Politik Cehaleti Geldiği Nokta
Ve İbretlik bir Yazı
Bu Yazı Seyfi Cengiz’in, „Bu Tavır Mehmet Yıldıza’a Yakışmadı“ makalesine atfen yazılmıştır...
1938 Dersim olaylarını inceleyenler hep bunun politik yanıyla ilgildirler. Oysa Dersim olaylarının politik yanları, operosyonun kırımsal sonuçlarından ziyade, 1938 öncesi Dersim’in içerisinde oldu bir içsavaş sözkonusuydu.
Bir İnternet Sitesinde Seyfi Cengiz’in bir yazısını okuyunca, bu kavgada yeri olan biri olmasam da, kafalarını salt politikanın açmazlarıyla doldurmuş, sosyal gerçekleri gözardı eden, bu yaşlı ve de politik Dersimlilere bir hatırlatmada bulunma gereği duydum.
Çünkü, Seyfi Cengiz’in yazısıyla bizat gün yüzüne çıkan, Dersimlilerin bu 1938 travmasının üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen, aynı noktada durduklarının acı gerçeğine birilerinin işaret etmesi gerekiyor.
Bu arkadaşalırın affına sığınarak şunu diyerek olaya başlamak istiyorum. Evet arkada dönen, dolap ve dedikodular kötütür. Ancak Seyfi Cengiz’in iki kişi arasında geçen konuşmaları, not alıp ifşa etmesi, 1935 Dersim’in de herşeyin başlangıcı olan ve sonucu korkunç ölümlerle sonuçlanan bir olayı bana hatırlattı.
Bu olay hep anlatılır. Ve sizler bilir misiniz, Dersim 38’in esas olarak bir dedi-kodudan çıktığı ve bunun Dersim’i bir içsavaşa sürüklediğini?
Dedi-kodu, daha çok bir taşra kültürünün ürünüdür. Ancak bir başkasıyla son derece iyi olan, her nerede olursa olsun, arkadaşı dostu için kendini öne atan bu insanlar, ne acı ki, kendi içlerinde kardeşle kardeşin konuşmamasına kadar inmekte. Neden?
Belki Seyfi Cengiz utanır, iki kişi arasında geçen o yazıyı geri çeker manasıyla, o meşum iç kıyımı başlatan olayı anlatayım.
Seyit Rıza’nın oğlu Baba ve Seyit Rıza’nın kardeşi Rayber’e Seydağa’nın oğlu Qopo Rayber rivayet o ki, aynı kadın için Kendo köyüne gidip gelmektedirler. Bu kadın olayına kadar, Rayber ile Seyıt Rıza arasında hiç bir çelişki yoktur. Ancak herşeye kulak veren Benz, Rayber’in kuzeni Baba için söylediği herşeyi not eder ve bunları Baba’ya taşır. İki genç, büyük bir kavgaya tutuşurlar. Kim hakkında, hangi aşiret hakkında ne söylemişlerse ortaya dökerler.
Bu olay üzerine, Seyit Rıza ve Rayber’e Seydağay, Mexejik ziyaretinde buluşurlar, oğullarını da çağırırlar. Laf uzun, yeminler edilir. Artık ne Baba ve ne de Qopo kızın bulunduğu köye gitmeyecek. Seyit Rıza, önlem olarakta, kızı ailesiyle birlikte bu köyden alıp Iskor köyüne yerleştirir.
Anacak, aracılar, Baba’nın gizliden gizliye bu kadına gelip gittiği söylenir ve Hozat’tan dönerken Sin köyünün Meterşan mezrasında pusuya düşürülür. Cinayeti Satoğlu işlemiştir, ama işletenin Qopo olduğu söylenir... Neden mi, Benz, Qopo’nun Baba’yı kast ederek, ‚bu itin kanını kırgan topraklarına dökmezsem bana da Rayber demesinler’ dediğidir.
Seyfi Cengiz’i severek okuyan biriyim. Katılırım katılmam, ayrı şey, ama
yazılanlar fikir namınaysa, tarihsel bilgi içeriyorsa. Okunmaya değerdir. Ancak „Bu Tavır Mehmet Yıldız’a Yakışmadı“ başlıklı yazısı, 1938 öncesi olduğu gibi, Dersimliler içinde bir içsavaş çıkarma, zayıf olan ilişkilerin daha bir bozulmasına neden olacak türdendir.
Insanlar dönemsel olarak, farklı düşünebilirler, sözkonusu politikaysa, inanın bana politika düne ak dediğine bugün kara diyebilecek cinsten birşeydir. Politika sizinle hareket ettiği zaman iyi, sizden ayrılıca kötü olan, Seyfi Cengiz’in makalesinde görüldüğü gibi, gizli zulalardaki malzemelerin masanın üstüne konma sanatıtır. Ve çirkindir, toplumun karekterini öldürecek cinste berbattır.
Geçmişiniz de bu kadar acı olmasına rağmen, nasıl olurda, bu senin hakkında şunu dedi, türünden bir ifşa yöntemiyle, insanların birbirini yıpratmasını arzuederiz. Abasanlarla Kırganlılar birbirini yiyince Demenanların cebine para mı giriyor? Ya da tersi, yani iki kişi kavga edince sahiden siz kazandığınızı mı sanırsınız?
Seyfi Cengiz’in makalesi, Dersim bilincinin bir sosyolojik belgesi niteliğindedir. İbretlik bir vesika gibi herkes evlerine asmalı. Okurken utanmalı. Hadi okurlarına bu yakıştırdın, kendine nasıl yakıştırdın bunu Seyfi Cengiz ağabeyim. Ahh.. Böyle şeyleri hangi mantıkla not ettiniz, bu ayrı bir şey... Ama üzülmeyin, siz bunu yaptığınıza göre, demek ki, Mehmet Yıldız’da sizin yazdıklarınız aynı şekilde dosyalamıştır.
Sizleri çeyrek yaşında bir çocuk sayılırm. Utanırım sizlere laf söylemeyi.
Bu ne büyük bir utanç!!! Birini birine ispiyonlamak!!!
Torne Memiş
157
Responses: