
Posted by AKTARI on 3/7/2009, 11:42:52
Núskaré meqali: Hakki Cimen Wext: 25.06.2009 05:15:14 PM
KENDiKENDiMiZi VURMAK ÜZERiNE
Hakki CIMEN
Her bir cografyanin, bir adi, bazen de birçok adi olabilir. Dogal felaketler ve savaslar sonucu bazi halklar yerlerini yurtlarini terkemek zorunda kalmistir. Terkedenlerin yerine zamanla baska halklar gelip yerlesmistir. Yerlesenler çogunlukla eski adi kullanmakla birlikte, yeni vatanlarina, kendi dili ve kültürlerine göre yeni adlar vermislerdir. Bu sekilde sözkonusu cografyanin birden çok adi meydana gelmistir.
Hangi nedenle olursa olsun, vatanini terkeden ya da tarihten silinen halklarin, daha önce yasadiklara cografyaya verdikleri adlar çogunlukla kaybolmamistir. Bu adlar da, degisikligie ugramis olsalar dahi kullanila gelmistir. Bu nedenledir ki Dêsim gibi bircok cografyanin birden fazla adi vardir.
Her halk kendi tarihine ve etnografik arka planina göre yasadigi cografyayi adlandirir. Dêsim cografyasinda 1915´e kadar Ermeniler de yasamistir. Ermeni Soykirimindan sonra, alevileserek bölgede hayatta kalabilen birçok Ermeni vardir. Bu Ermeniler, Ermeni dil ve kültürüne bagli kalarak bölgeyi kendi dillerine göre adlandirmaya bugün de devam ediyorlar. Bus on derece normaldir. „Der“ kelimesi, Ermenice´de önemli bir vasifa sahiptir. Bugün kü Tercan ilçesinin adi, “Der Jan“ adindan kalma. Der Hagop, Der Kerop, Rupen Der Minasyan, Der Tatos Cesmesi, Der Totigyan Okulu, Der Karekin (bak. Antranik Pasa, Antranik Celebyan, Peri yay. S. 66, 84, 104, 110, 113, 118) gibi adlardan anladigim kadariyla „Der“ kelimesi Ermenice´de “aziz“, “hazret“ kelimelerinin karsiligidir. Kutsanmis kisi ve yerler için kullanilmaktadir.
Osmanli, bölgeyi ve bölgede yasayan halklarin (Ermeni ve Zaza) kontrolünü, Osmanli-Kürt Ittifaki çerçevesinde 1514´ten sonra Kurmanc derebeylerine birakmistir. Bu kontrol karsiliginda Kurmanc derebeyler, Osmanli´ya asker ve vergi vermis, karsiliginda Ermeni, Zaza, Yezidi, Asuri gibi halklar üzerinde üstünlük hakkina sahip olmustur. Hamidiye Alaylari da bu çerçevede Osmanli´ya hizmet etmistir. 1514´ten bu yana Osmanli´nin, Dêsim´e yaptigi tüm askeri seferlerinin, lojistik altyapisini Kurmanc kökenli asker ve milisler saglamistir. Bu nedenledir ki, Osmanli kaynaklari, bugünkü Kurmanc milliyetçileri gibi bu bölgeyi „Dersim“ olarak adlandirmistir.
Veteriner Nuri,“Der“ ve “sim“ kelimeleriyle oynayarak, Ermenice´deki “Der“ kelimesini, Kurmanci´deki benzerlikle kötüye kullanarak kapi ve Kurmanci´de gümüs kelimesinin karsiligi olan “sim“ kelimesiyle iliskiye sokarak, “kapi“ ve “gümüs“ kelimelerini üretmis. Kurmanci´yi ya hiç ya da gramatigini anlayabilecek güçte olmayan Vet. Nuri, bölgeye “Simder“ demesi gerekirken, orijinal “Dêsim“ kelimesini ve bunun ardindaki kimligi bosa çikarmak için “Dersim“ lestirerek Kurmanc milliyetçiligi ve sovenistligi için basarili bir is yapmis denilebilir. Ne var ki bu bir kelime oyunu oldugundan son derece hayalidir. Hayali oldugu icin uzun ömürlü degildir.
Dogu Perinçek ve benzerlerine arkadas iken, Dêsim´de maoculukla Türk asimilasiyonunu yayarken iskenceyle öldürülen I.Kaypakkaya, özellikle cahil alevi Zaza kitlelerin gözünde Kerbela´da sehit edilen Hz. Hüseyin´nin mertebesine yükseltildi. Bu dönemin Türk okullarina devam eden Zaza gencligi, kendisinden bir önceki kusakla baglarini kopardi; anne ve babalarini hor görerek onlara yabancilasti. Iste en çok bu kusak, kürtçü ve solcularin kullandiklari “Dersim“ adlandirmasini ogün bugündür dillerinden düsürmüyor.
Oysa alevi Zaza yasli kesimi, bu cografyaya asla “Dersim“ demez. Yaslilarimiz, vatanlarina, çok net bir sekilde “Dêsim“, “Gola Dêsim´i“, “Koê Dêsim´i“; vatandaslarina da “Dêsmiz“ der. Orjinal Zaza adlandirmasi “Dêsim“ dir. Çünkü bilim dünyasi, Zaza halkinin, Deylam´dan Anatoliya´ya geldigini ve bu sekilde “Dêsim“ adlandirmasinin etnografik arkasinin “Deylam“ ile iliskili olduguna hemfikirdir. Yani “Dêsim“ adi, Hazar Denizi´nin güneyindeki “Deylam“dan türetilmistir (bak. Adrianik, Minorsky, O.Mann ve K. Hadank, Selcan, Gippert).
Son 30 yilda birçok Zaza, Tütk devletine antipati ve tepkisini göstermek üzere solculuk ve kürtçülük yapti. Farkina varan olduysa da, is isten geçmisti. Bunlarin cogu yabancilarin amaçlarinin kurbani oldu. Bunlardan günümüzde hayatta kalan Zazalar, çok yillar sonra Türk-Kurmanc terörü ve asimilasiyonunun farkina varmis olmalarina ragmen, bugün konusurken, yazip çizerken, sanat yaparken, Zazaca´daki orjinal “Dêsim“ adlandirmasini kullanmiyorlar. Bu kusakta, hersey açik seçik olmasina ragmen her nedense Zazaca´ya dönüse yönelik bir rönesanstan eser yok.
Zaza olduklarini söyleyenler dahi, “Dersim“ kelimesini kullanarak mevcut asimilasiyona destek olmaya devam ediyorlar.
Kavramlar, adlar, yanlis kullanilirsa, tehlikeli günlük agiz propagandasina dönüsebilirler. Zamanla yanlis olduklari halde dogrunun yani orjinalin yerine tek gerçekmis gibi oturabilirler. “Kirmanc“ ve “Kirmanciki“ kelimelerinin de Dêsim´e bu sekilde girmis olma ihtimali büyüktür.
„Zazaca´yi seviyorum.“, „Zazaca´yi kurtaralim.“, „Ben Zazayim.“ demek yetmez. Konusmalarimizdaki kelime ve kavramlari dogru kullanabiliyor muyuz? „Zazayim.“ ya da “Zazaca´yi seviyorum.“ diyen herkesin kendisini bu konuda kontrol etmesi, denetlemesi gerekmez mi?
Çok çesitli silahlar vardir. Görünen (somut) silahlar ve görünmeyen (soyut) silahlar. Bazi güçler, sinsice bazi silahlari elimize vermisler. Bu silahlarla hergün kendikendimizi vurmuyor muyuz?
246
Responses: